O transferde son dakika! Fatih Terim...
Türkiye'ye gelen ABD'li senatörden PKK açıklaması
İBB'den Gebze-Halkalı seferleri açıklaması
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

SURİYE'DE OLMASI GEREKENLER

Vehbi Yahşi
23.12.2018 / 00:00


Emperyalist güçlerin bazen açıkca bazen de gizlice desteklediği Pyd/ypg, Suriye’nin kuzeyinde Türkiye sınırları boyunca ilk aşamada bir Kürt özerk bölgesi ilan etmeyi hedeflemektedir. Eğer bu bölgede bir Kürt özerk bölgesinin ilanının yapılabilmesi için gerekli olan tarihsel süreçler yaşanmış, aşamalar tamamlanmış ve şartlar oluşmuş ise neden olmasın denilebilir. Yani bu bölgede tarihsel süreç içerisinde önce bir beylik şeklinde, Musul, Kerkük hariç kuzey Iraktaki gibi Kürtlere ait siyasi idari bir yapılanma var ise ve günümüze kadar da bu siyasi idari yapı gelmiş ise tabiî ki o zaman bu günkü adı olan özerklik, kuzey Iraktaki gibi verilerek tanınmalıdır. Fakat bu bölgede özerkliği tanınacak, tarihsel süreç içerisinde oluşmuş ve günümüze kadar gelmiş siyasi idari bir yapılanmaya rastlanmamıştır, rastlanmamaktadır.

Çünkü, Suriye coğrafyasında dört halife devri sonrası Emevi devleti ile sonrasında da Abbasi devleti ile sadece Müslüman Araplar devletleşmişlerdir. Bundan sonra Suriye coğrafyası sırası ile Fatımiler, Selçuklular, Eyyubiler, Memluklular, Osmanlılar ve Fransızlara bağlı bir coğrafya olarak kalmıştır. Bu süreçte özerk bölge anlamında siyasi idari bir yapılanmaya da rastlanmamıştır.

Suriye, Osmanlı yönetiminden 1918 de ayrıldıktan sonra 1920-1946 Fransız mandası dönemine girmiş, 1946’da da Araplar tekrar Suriye’de bağımsız bir devlet kurmuşlardır. Bu sebeple iç savaş sürecinin sonunda Suriye üniter ve bağımsız yapısına tekrar kavuşmalıdır. Zaten Suriye’nin, %75’lik Arap, %15’lik Türk, %5’lik Kürt, %3’lük Ermeni ve %2’lik Çerkes ve diğer nüfusa sahip etnik yapısı da bu gerçeğe işaret etmektedir.

Dolayısı ile bu bölgedeki özerklik ilanı, bu bölgeyi özerk bir bölge haline getirmez ancak bu bölgeyi pyd/ypg hegemonyasında bir terör bölgesi ve koridoru haline getirir. Dolayısı ile bu bölge o zaman emperyalist güçlerin emelleri için kullanacağı taşeron terör örgütlerinin yaşadığı ve gayri meşru kazançların elde edildiği bir bölge haline gelir. Tabiî ki bu durumda en önce o bölgenin halkı ve sonrada o bölgeye komşu olan Türkiye zarar görür.

İşte Türkiye’nin Suriye sınırları boyunca Suriye’nin kuzeyinde oluşumuna izin vermediği, tarihsel süreç içerisinde var olan bir siyasi idari yapının tanınması değil, böyle bir yapı olmadığından bu bölgenin bir terör koridoru haline getirilmesidir.

Eğer bu gerçeklere rağmen Suriye’nin kuzeyinde olmayan bir siyasi idari yapının özerklik ilanına gidilirse o zaman Suriye’deki Türklerinde yaşadıkları bölge olan Halep ve civarında bir Türk özerk bölgesi ilan etme hakları doğar. Çünkü Türklerin yaşadığı Halep ve çevresi 1. Dünya savaşı sonunda Türkiyeden ayrıldığında Fransız mandası altında kalsa da üniter bir Suriye içinde kalmıştır. Zaten daha sonra 1946 da Suriye bağımsızlığına kavuşmuştur. Bu sebeple Türklerin yaşadığı bölgeler bölünmüş bir Suriyenin parçalarından birinin içinde kalamaz, ancak o zaman Türk bölgeleri de özerklik ilanı ile Suriye’nin bir parçası olabilir.

Sonuçta Türkiye Suriyenin bütünlüğü ve bağımsızlığını savunarak bu konuda siyasi ve gerekirse de askeri müdahalelerini devamlı yapacaktır. Eğer Suriye’nin bütünlüğü korunamaz ise o zaman Türkiye, Türklerin yaşadığı Halep ve civarında özerklik ilanıda dahil olmak üzere Türklerin haklarını savunmalı dolayısı ile Türkleri yapay olarak bölünmüş bir Suriye içerisine terk etmemelidir.

Etiketler:
Bu yazi toplam 1010 defa okundu
Yazarın Diğer Yazıları
YAZARLAR