Beraat etti
Komutanlık duyurdu
Flaş.. Katliam gibi kaza
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

KAYBEDİLMİŞ MİRAS, MUSUL

Vehbi Yahşi
10.10.2016 / 00:00


1118’den itibaren bir Selçuklu toprağı ve 1517’den itibaren de bir Osmanlı vilayeti olan Musul, 1926 da İngilizlerle yapılan Ankara antlaşması ile o tarihdeki İngiliz mandası altında bulunan Irak’a, Musul petrollerinden elde edilen gelirin %10 unun 25 yıllığına Türkiyeye verilmesi karşılığında verilerek, böylece anlaşma tarihi itibarı ile 800 yıllık,aralıksız olarakta 400 yıllık bir Türk yurdundan ve de Misak-ı Milli sınırlarımız içinde yer alan bir vatan toprağından vazgeçilerek kaybedilmiştir.

Musulun bu tarihi;Musulun Türkiyenin elinden alındığı,kaybettiği bir mirası olduğunun isbatıdır.Miras kaybedilsede bir hak olduğuna göre, Türkiyenin Birleşmiş milletlerde bu hakkını araması yani 90 yıl sonrada olsa kaybettiği vatan toprağını, aldığı 25 yılık petrol gelirlerinin toplamını faizi ile Irak’a geri vererek istemesi yersiz ve yanlış bir iş olmaz.Bir sonuç alınamasada bir hakkın duyurulması ve gelecekte atılacak adımlar için bir zemin oluşturma işlevini görür.Hiç olmasa, mademki 1926 Ankara antlaşması ile Musul petrollerinde Türkiyenin %10 luk hakkının olduğu tescil edilmiş,o zaman bu hakkın 25 yıllığına değil petrol çıktığı müddetce olması gerektiğinin en doğrusu ve en mantıklısı olduğu tartışmaya açılır,bir hak elde edilemesede en azından bir hakkın gasp edildiği Dünyaya duyurulmuş olur.

Bu haklarımızdan vazgeçsekte,Musulun Irak’a bağlı bir özerk Türkmen bölgesi olması hakkından vaz geçmemeliyiz.Çünkü 1926 da Musulu Üniter bir Irak devletine bırakmıştık.Şimdiki gibi federatif bir Irak devletine bırakmamıştık.Yani Kuzey Irakta Kürtler için yasal özerk bir Kürdistan bölgesi oluşmuş ise Musulda da Türkler için yasal bir Türkmen özerk bölgesi oluşmalıdır.

Haydi bu hakkımızdan da vazgeçtik diyelim bari 90 yıl önce sınırlarımız dışına terk ettiğimiz soydaşlarımız için garantörlük hakkımızdan vaz geçmemeliyiz.Yani soydaşlarımızın can ve mal emniyetinin her zaman teminatı olmalıyız.

İşte biz Musulun varisi olmak gibi birinci hakkımızdan sonrada Irak federatif devlet olduktan sonra Kuzey Irakta Kürtlere özerklik verilirken bizimde Musulda Türklere özerklik istemek gibi oluşan ikinci hakkımızdan da vaz geçersek,sınırları içerisinde koalisyon adı altında Avrupalı ve Amerikalı askerlerin bulunduğu yine sınırları içerisinde pkk,işid gibi terör gruplarının bulunduğu yani tam bağımsız olamayan bu Irak federatif devleti de bizim haklarımızdan vaz geçmemizden cesaret alarak bizi, 90 yıl önce sınırlarımız dışında bıraktığımız soydaşlarımızın can ve mal emniyetinin teminatı olma hakkından dahi mahrum etme cesaretini ve bizim Kuzey ırakdaki Başika denilen bir kamplık askerimizide sınır dışı etme cesaretini ve Musulu işid’den temizlemek için başlatılacak olan koalisyon harekatı içerisinde bizi istememe cesaretini de gösterir.

Halbuki;Musulu yani Musuldaki Türkleri işid vb.terör gruplarının zulmünden kurtarmak için bir Türk devletinin yani Türkiyenin müdahalesinden daha doğal ne olabilir ki?

Demek ki;sen hakkın olanların en büyüğünden vaz geçersen, sana hakkın olanların en küçüğünü bile çok görme cesaretini gösterirler.Çünkü bu cesareti onlara veren sensin

Etiketler:
Bu yazi toplam 1297 defa okundu
Yazarın Diğer Yazıları
YAZARLAR