Başhekim Prof. Dr. Mustafa Güneş ile pandemiyi konuştuk
Haber
29 Ekim 2020 - Perşembe 16:37
 
Başhekim Prof. Dr. Mustafa Güneş ile pandemiyi konuştuk
- Haberi
Başhekim Prof. Dr. Mustafa Güneş ile pandemiyi konuştuk

ADALET BORA/ÖZEL RÖPORTAJ
ResimResimResimResimDarıca Farabi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin Başhekimi, Prof. Dr. Mustafa Güneş ile pandemi sürecini, yeni normalleşme dönemini, şairliği, şiiri, yöneticiliği ve elbette yönettiği Darıca Farabi Eğitim ve Araştırma hastanesini konuştuk..Ateş çemberinde bir mücadele ve o mücadelenin kahramanları olarak neler yaptıklarını sorduk? Bu savaşı nasıl kazanacağımızın yol ve yöntemlerini sorduk? 
Ama her röportajımın geleneği olan ön izlenimlerimi anlatarak size konuğumu tanıtıp öyle geçelim sohbete.
Prof. Dr. Güneş, İki yıldır Doçent olarak  başarıyla sürdürdüğü başhekimliğini şimdi  Profesörlük ünvanıyla aynı mütevazilik ve hiç değişmeden, insani erdemleriyle devam ediyor.. Pandeminin başladığı o zorlu süreçte gece gündüz çalıştığına şahitlik ettik. Yeni normalleşme döneminde her fırsatta vatandaşları uyararak tedbiri elden bırakmama çağrısını yaparken zaman zaman kızgınlıklarına, çoğu kere şiirle derdini anlattığına tanık olduk.. Koca bir hastanenin yöneticisi olunca bazen okları üzerine çektiği de oldu, bazen öfkesini sarıp sarmalamadan en doğal şekilde ifade etmesine de tanıklık ettik..
Şiirle anlattı çoğu zaman duygularını sosyal medyada. Öyle öğrendik şairliğini. Görev yaptığı kentlere dair dizelerini bazen de dostlarına güzellemelerini okuduk. Ve onun için sohbete şiiri sorarak başladık..Çünkü  O,  iki şiir kitabı olan bir başhekim ve doğal olarak Şair bir başhekim çok şey katar yönettiği yere değil mi?  En azından bana göre böyle. Ben edebiyattan, sanattan, müzikten yana olan ve bu kaynaktan beslenen her insanın yüreğinde kocaman bir Anadolu dervişliği taşıdığına inananlardanım..
‘Şairliğinizi ilgiyle takip ediyorum sayın Prof. Güneş diyorum sohbete başlarken. İtiraz ediyor;Adalet hanım ben tabiî ki şair değilim. Bu şairlere haksızlık olur. Ben duygularımı kısa dizelerle anlatıyorum. Bununla birlikte yazdığım şiirlerin bir olayla, yaşanmışlıkla ilgisi ve altyapısı var. O duygular altyapısını oluşturuyor sonra dizelere dökülüyor.  Örneğin son şiir kitabımı pandemi döneminde can verirken canın olan mücadeleyi hayatlarıyla ödeyen  sağlıkçılara ithaf ettim. Tabi yine de belirtmeliyim ki şiirlerimi mesai dışında yazıyorum ve bu benim için bir hobi, tıpkı bir müzik dileme, spor yapma, ressamın fırçasını severek dokunması gibi dinlenme yöntemim ve şairlik gibi bir iddiam yok sadece insanlarımıza olumlu manada  bir mesaj veriyorsam ve duygularına tercüman oluyorsam ne mutlu bana.’ diyor
Şiir tadındaki bu girişten sonra pandemi sürecini, sonrasını ve bugünkü durumu konuştuk..
ADALET BORA- Pandemi sonrası yeni normalleşme dönemini geçtik ve son tablolar ışığında ortaya çıkan gerçek;  yeniden başa döndük!  Bölgemizdeki son durum hakkında neler söyleyeceksiniz?
Prof. GÜNEŞ
:  Evet. Sayın Bakanımızın da belirttiği gibi sonbahar döneminde vakalarımız artmaya başladı. Ağır vaka sayılarıda artıyor. Bölgemiz doğal olarak İstanbul’dan Anadoluya çıkış kapısı. Yurdışı giriş çıkışları (Sabiha Gökçen havaalanı) sanayi kenti olması nedeniyle nüfus hareketliliği çok yoğun da günlük olarak binlerce kişinin hareket halinde olması ve sürekli bir etkileşim alanı yaratıyor. Binlerce servis aracının yüzbinlerce fabrika çalışanın girip çıktığı bir bölge. Ben bunu  batı yakası olarak tarifliyorum. Bunlar sadece bu bölgede ikamet etmiyorlar. Yalova’dan, İstanbul’dan Sakarya’dan ve diğer çevre illerden geliyorlar. Bu durum Kocaeli bölgesi için en önemli risklerden birini oluşturuyor. Ayrıca İstanbul gibi bir metropol ilin Anadoluya çıkış kapısı. Bütün bunlara ek olarak vatandaşlarımızın ciddi tedbirlerden uzak yaşam tarzı, yine bölgede aile  bağlarının daha güçlü olması sonucu iletişim ve ziyaret hareketliliğinin artmasına yol açması da bu risk faktörlerinden biri olarak önümüzde duruyor. Birde şu da oldu, yaz döneminde bu bölgeden Anadoluya geçişler, tatil programları, taziyeler, düğünler o bölgelerde vaka artışını tetikledi. Anadolu’dan tersi göçler ve bölgeye geri dönüşler vakaların artmasında rol alan föktörlerden biri olarak görülüyor.Yeniden dönüşler sonunda doğal olarak İstanbul başta olmak üzere İlimizde de  artış oldu. Sürekli yer değiştirmeler ve sürekli insan hareketinden dolayı  bu riskler büyüyor. Ve ne yazık ki önemli uyarılara rağmen bunları durdurmak çok mümkün olmuyor
ADALET BORA:  Yeni normalleşme dönemi başladığında yaz aylarında düşüş bekleniyordu ancak olmadı. Bu beklentinin gerçekleşmemesi en çok sağlık çalışanları yordu diyebilir miyiz?
Prof.GÜNEŞ:. Evet gerçekten beklendiği gibi olmadı, bu sadece bizde değil tüm dünya genelinde aynı seyirde devam etti. Elbette bunun yükünü çeken bütün hastane çalışanları ve sağlıkçılar gerçekten yoruldu hem zihnen hem bedenen yoruldular. Sonuçta bir ateş çemberinin içinde çalışıyorsunuz. Sürekli Pandemi ve kovid hastalarının olduğu bir alanda çalışıyorsunuz. Serviste çalışıyorsunuz, aileniz var, çocuklarınız var, yakınlarınız var ve  onlara bulaşır endişesi taşıyorsunuz.. Sonuçta bütün bu inanılmaz yoğunluk ve duygusal süreçler sağlık çalışanlarında ister istemez zihinsel ve bedensel bir yorgunluğa yol açıyor.
ADALET BORA; Vakaların artmasında tek etken vatandaşların maske-mesafe ve hijyen kurallarına uymaması mı?
Prof.GÜNEŞ:. Bakanlığımızın da ifade ettiği bu bölgede vakalar arttı. Vatandaşın çok duyarlı olması gerekiyor sadece bizim tedavi etmemiz yetmiyor.  Ama son istatistiklere baktığımızda vatandaşın çok dikkat ettiğini zannetmiyorum. Kafeler halen dolu. Sosyal mesafeye dikkat edilmiyor, maske konusunda gerekli hassasiyet gösterilmiyor. Tabiki biz yöneticilerinde bu manada eksiği olabilir. Ben kişisel olarak artan bu tablo karşısında sadece vatandaşı değil kendimi de sorguluyorum. Yanlış veya eksikliklerimiz var mı,varsa bu konuda gereğini yapıyorum mu diye. Sonuçta bir felaket yaşanıyor bunun büyümesinde hepimizin mutlaka katkısı var. Ben kişisel görüşüm ve olaya bakış açımbu. Onun için herkese bir kez daha sizin aracılığınızla çağrıda bulunuyorum ve lütfen herkes sağlıkçılara, bize yardımcı olsun. Tedbirleri elden bırakmasınlar.. Çünkü bu soruna karşı elele verip birlikte mücadele edersek başarılı oluruz. Bunu ülkenin kurtuluş savaşı mücadelesi gibi milli bir mücadele olarak görmek gerekir.
ADALET BORA; Bakanlığın izinleri, istifaları kaldırması durumun kötüye gittiğini mi gösteriyor?
Prof.GÜNEŞ:
. Bu pandemi vaka sayılarının artışının getirdiği bir süreç. Olağan bir durum olusa önceden planlamanın yapılabilmesi ve tedbir amaçlı olduğunu düşünüyorum.. Yani izinlerin iptali normal bir süreç. Daha önce amaçla  benzer şekilde karar alınmıştı. Benzer kararlar tüm ülkelerde alınıyor. Evet bizler kurallara uysaydık ve vaka artışları bu seviyede artış göstermeseydi bu karar alınmazdı. Sağlık çalışanları iznini kullanabilir. Büyüklerini ziyarete gidip ellerini öpebilir, zihnen ve bedenen yorgunluklarını giderebilirlerdi. Ama yine olmadı.

Bu kararla birlikte doğal olarak sağlık çalışanları yine izne gidemeyecek. Yaz döneminde de çoğu arkadaşımız izin kullanamadı. Sağlıkçılarımız rahat bir yaz dönemi geçirmedi. Onu açıkça söyleyeyim.. Daha önce olduğu gibi  yine bu cephenin önde gidenleri  sağlıkçılar ve hastane çalışanları olacak. Emniyet güçlerimiz de bunun içinde. Ateş çemberinin içinde mücadele ediyoruz. İnşallah azalır temennimiz budur. Maske, Mesafe ve Hijyen kuralları uygulandığında bulaşı büyük oranda engelliyor. Bunları rahatlıkla uygulayabileceğimiz, ayrı bir ücret ödemediğimiz ve ayrı bir efor sarfetme ihtiyacı duymayacağımız tedbirler

ADALET BORA- Buraya gelen hastaların kovid mi yoksa normal mi olduğunu nasıl tespit ediyorsunuz ilk etapta  ?
Prof.GÜNEŞ:. Mevsimsel nedenlerden dolayı hasta sayımız da arttı tabii. Gribal enfeksiyonlar Kovid mi değil mi karışabiliyor. Kovid öyle bir virüs ki farklı dönemlerde çok farklı semptomlarla karşımıza çıkıyor. Yazın farklı, sonbaharda farklı semptomlarala karşımıza çıkabilir. Bazen sadece  boğaz ağrısı, başağrısı, koku, ishal, öksürük  ateş . Halsizlik, eklem ağrısı.  Bazen biz bile kovidmiyiz  değimliyiz diye tereddüt edebiliyoruz.

Biz ilk günden beri covid-19 hastalarımızın tedavi ve güzegahlarını belirlemiştik. Acil içinde olan triyaj alanını dışarıya çıkartıp hastalar acil girişinde yönelendirilmelerini sağladık. Pandemi hastalarının muayene, kan alma, müşahede ve çok acil olanlarının ilk müdahalelerini, asansörlerini tamamen ayırdık. Yani bakanlık klavuzuna göre gerekli tüm tedbirleri alıp düzenlemeyi yaptık. Bunu yatan hastalarımız içinde eksiksiz planlamasını yaptık
ADALET BORA- Triajda normal ama daha sonra pozitif çıkan hastalar oluyor mu?

Prof.GÜNEŞ:. Triajda septom sorgulaması yapılıyor. Bunun için arkadaşlarımız büyük bir özen gösteriyor . Böyle bir durum yaşanmaması için çok dikkat ediyoruz. Elbette çok az da olsa zaman zaman farklı çıkabiliyor. Ama bunların oranı fazla değil.
ADALET BORA- Hastalığın ortaya çıkmasının ardından bölgenin ilk pandemi  hastanelerinden biriydi Darıca Farabi.  Neler yaşandı? Bilinmeyen bir durumla karşılaşmanın verdiği tedirginlikler yaşadınız mı ?
Prof.GÜNEŞ:. Adalet Hanım siz de o döneme bir gazeteci olarak yakından tanıklık ettiniz ve  bilirsiniz. Hepimiz ve özellikle de basın için de ayrı bir süreçti. Bir vaka bile çok önemliydi. Gizli gizli çekimler yapılıyor, hatta fotomontajlar bile oldu. Sosyal medyada paylaşıldı.Bu tüm Türkiyede olduğu gibi normal karşılnması gereken bir durum. Tabiki haber değeri yüksek bir zamandı. Dolaysısıyla gazeteci arkadaşlarımızda kendi görevlerini yaptılar bizde kendi görevimizi ifa etmeye çalıştık. İlk vaka geldiğinde herkeste bir tedirgin oluştu. Türkiye ve dünyada durum böyleydi. Mart ayında böyleydi. Nisan- Mayıs aylarında tamamen pandemi hastanesi olarak hizmet verdik
 Hem Fatih Devlet Hastanemiz hem de  bizim hastanemiz olsun ilin nüfusünün yarısının olduğu bir bölgedeyiz. Bu iki hastane olarak iş yükünü yüklendi. Şunu dersek haksızlık etmiş olmayız; pandemi sürecinde kamu hastaneleri iş yükünün yüzde 90’nın yüklenmişti ve şu anda da bu böyle. Bundan sonra da öyle olacak gibi.
Yine o  dönemde sürekli eğitimler verdik, ülkemizde hastalık görülmeden önce de eğitim vermiştik. Kişisel koruyucu ekipmanlar ve hasta yönetimi konusunda eğitimler verdik. Servisleri, personeli ve ziyaretçi yasağı nedeniyle o hastalarla ilgili iletişim konusunda ailelere bilgi vermeye kadar hem hastane hem personel hem malzeme yönetimi dahil tüm detayları ve düzenlemeleri yaptık
İlk günden itibaren biz tedbirlerimizi aldık. Tamamen farklı bir alan oluşturduk. Gerçekten zor günlerdi,  bir yandan personelinizi korumak zorundasınız diğer yandan hizmet vermek zorundasınız .Evet çok hızlı hareket ettik. Tamamen pandemi hastaların muayene girdiği kanların alındığı,  güzergahları,  asansörleri kısacası tüm Türkiye’deki hastanelerin yaptığı gibi biz de hepsini hızlı bir şekilde oluşturmuştuk.
ADALET BORA: Tüm dünyanın ilk etaptaki en büyük sorunu pandemiye karşı kullanılan medikal malzemeler oldu. Sizler ilk dönemde malzeme eksikliği yaşadınız mı?
Prof.GÜNEŞ:. Hayır. Türkiye bu konuda gerçekten tüm dünyaya örnek oldu. Bakanlığımız her türlü ihtiyacı giderdi ve malzeme eksiğimiz olmadı.  İhtiyaç olmamasına rağmen diğer kurumlarımızdan da tam destek aldık. İşadamları yine bireysel desteklerini verdi. Büyükşehir belediyesi, Kızılay bu konuda büyük destek verdi. Yurtları o dönemde kullandık. Herhalde yurtları en iyi kullanan hastanelerden biriydik. Binlerce vatandaşımızı bu alanlarda karantinaya aldık. O yurtları da sağlıkçılarımız yönettiler büyük bir hastane kadar personelimiz özveriyle çalıştılar.

 ADALET BORA- Pandemi döneminin en büyük kahramanları sağlıkçılar arasında kimlerdi sizce?
Prof.GÜNEŞ:.Bu pandemi sürecinin en büyük kahramanları İnsanların hastanelerin kapısında içeri girmeye çekindiği bir süreçte hiç düşünmeden görevlerinin başına koşan  en büyük kahramanlar Hemşireler ve  temizlik elemanlarıdır derim.
Gerçekten onların hepsi birer kahraman çünkü hastalarla daha fazla temastaydılar, bire bir o riskli alanlarda daha fazla çalıştılar ve halen çalışıyorlar. Bazen kimsesiz hastalarımızın çorbasını içirdiler, zaman zaman birlikte ağladılar birlikte güldüler ama  asla pes etmediler En büyük kahramanlarımızın onlar  oldukları bu nedenle rahatlıkla söyleyebilirim. Hekim grubuda ise enfeksiyon hastalıkları, göğüs hastalıkları, anestezi ve yoğun bakım, iç hastalıklar ve tabiî ki acil kliniği hekimlerimizi de hekim grubu kahramanları olarak ilan etmekte sakınca görmüyorum. Özellikle temizlik ve hemşireleremize minnet borçluyuz.
ADALET BORA- O süreçte kovid olan hastalarla birlikte  yakınları da büyük bir şok ve tedirginlik yaşadı. Bu konuda yaptığınız özel bir destek programı oldu mu?
Prof.GÜNEŞ:
. Evet gerçekten zorlu bir süreçti. Hem hastalar hemde hasta yakınları, hemde bazende çalışanlarımız psikolojik olarak sarsıldılar Bizde Psikososyal anlamda destek verdik. Telefonla da olsa bunu yaptık. Zaman zaman bizim de gidip ziyaret ettiğimiz hastalarımız oldu. özellikle çocuk hastalarımızı ziyaret ettik, kişisel koruyucu ekipmanlarımızı giyerek gittik ve onları motive ettik...
ADALET BORA- Poliklinikler hizmete başladı, önümüz kış vakaların artışının tedirgin edici boyutta ? Neler yapacaksınız Darıca Farabi olarak?
Prof.GÜNEŞ:. Dışarıda, açık alanda triaj oluşturduk. Kışın gelince bu da zorlaşacak soğuk olunca ister istemez yine kapalı alanlar yoğunlaşacak. Tüm kurumlar bu tedirginliği yaşıyor. Ancak biz yine de bu sorunla baş edeceğimize inanıyoruz, yeni düzenlemelerle ve hem Bakanlık hem de İl Sağlık Müdürlüğü dahilinde tedbirlerimizi arttırmaya devam edeceğiz..
ADALET BORA: Pandemi sürecinde  ülke olarak çok sayıda sağlık çalışanımızı kaybettik. Hocaların hocası Cemil Hoca’yı kaybettik örneğin. Bu sizlerde nasıl bir duyguya neden oldu? Ya bana da bir şey olursa diye düşündünüz mü hiç?
Prof. GÜNEŞ: Elbetteki Cemil Hoca başta olmak üzere diğer sağlıkçılarımızın  bu cephede hayatını kaybetmesi bizim için büyük bir yara oluşturdu. Yine aynı şekilde kaybettiğimiz her vatandaşımızda aynı şekilde bizleri yaraladı.. Ama yönetim olarak sürekli sahada olduk, moral verdik, motive ettik. Gece buradaydık. Hafta sonu buradaydık. Bir doktor cephede ben yaralanırım duygusu taşımıyorsunuz. Bir savaş var ve bu savaşı kazanmak için mücadele ediyoruz. Hiçbir zaman kendimizi düşünmedik ve böylesi durumlarda düşünemeyiz de. Personelimize bu mücadele sürecinde bir şey olmasın diye çalışıp didindik ve aynı şekilde devam ediyoruz. Çünkü mücadele edenler yara alıras mücadelenin süremesi mümkün olmaz. Bir yandan vatandaşa en yi sağlık hizmetini eksiksiz vermeniz gerekirken, diğer taraftan çalışanın sağlığını da korumak zorundasınız. Bu bir savaş ise en riskli alanda olmam gerekiyorsa gitmem gerekiyor ve öyle de yapıyoruz. Biz yüzde yüz her şeyi dört dörtlük yaptık demiyoruz ama bütün son gücümüzü o dönemde kullanmaya çalıştık ve halen aynı şekilde çalışıyoruz. Niyetiniz önemli, bunu bir ibadet duygusu olarak görüyorum. Sonuçta bu da bir ibadettir. İnsanlara faydalı olmak için attığımız her adım aldığınız her risk manevi defterimize yazılacağına  inanıyoruz. Olayı böyle görmek lazım. Bizim milletimize ve devletimize bir minnet borcumuz var. Bu hizmet için yetiştik. Vatanımıza insanımıza hizmet etmişsek, birinin sıkıntısını giderebilmişsek, şifa ile buradan gönderebilmişsek bir anne bir baba bir çocuk gülüyorsa, bir anneni kurtulması bir çocuğu mutlu ediyorsa bunu görmek ve bir de bir dua alabilmek en güzeli bu..

 ADALET BORA- Bir hekim ve aynı zamanda bir yönetici olarak kırmızı çizgileriniz var mı? Zaman zaman eleştirildiğiniz noktalar oluyor? Bu konuda neler söyleceksiniz?
Prof.GÜNEŞ:. Ben çalıştığım zaman idareci olarak zihniyete değil ehliyete önem veririm. Bu anlamda işleyişle ilgili düzenleme yaptığım zaman hiç kimsenin zihniyetini, tavrını tarzını sorgulamıyorum. Sorguladığım şu ; işini yapıyormu ,iletişimi iyi mi ehliyetli mi değil mi?
Kırmızı çizgimiz var mı? Var . Vatana ihaneti ve kişilerin inanç değerlerine müdahale. Bunlara tahamülümüz asla olamaz. Ben devletime ve tüm vatandaşlarıma hizmet eden  bir bürokratıyım.  O açıdan bütün personelime adil davranmak zorundayım.  Güllerin renginin farklı olması değil gülün gül olması önemli. Bizim için renk değil gül olması esastır. Çalışana pozitif ayırımcılığı ise iyi çalışana yapıyoruz.. Sonuçta ben işimi yapmaya çalışıyorum. Ben personelle ve diğer konularla ilgili aldığım kararları başımı yastığa koyarken de vicdan dünyamda sorgularım. Yanlış yapımsa veya kişisel duygularımı katarak karar almışsam o kararı tekrar gözden geçirip düzeltmeyi yaparım. Doğru olan bu. Çünkü hepimiz istemeyerekte olsa yanlış kararlar alabiliriz...Bu koltuklardan güç ve değer almayacağız bu koltuğa değer  ve güç katıp katmalıyız. Sonuçta her eleştiriye açığız. Ama eleştirilerinde medeni ve yapıcı olması gerekiyor. Ben bir yöneticiyim koltuklar geçici koltuklar. Bugün ben varım yarın bir başkası olacak. Bulunduğumuz süreç içinde hizmetimizi son saniyesine kadar elimizden geleni en iyi şekilde yapmak
ADALET BORA- Ve çok merak edilen bir soru daha var. Darıca Farabi Eğitim Araştırma Hastanesi olunca ne değişti?
Prof.GÜNEŞ:. Evet, ben buraya atandığımda devlet hastanesiydi ve sonra Eğitim Araştırma ünvanını aldı Darıca Farabi. Bu ilk adımdır ve çok önemli bir basamak.  Burayı istediğimiz seviyeye getirmek için bir süre gerekiyor. Bu değişimler belli  prosedürler ve  beli kurallar içinde ilerliyor. Bu süreç sabır gerektiren bir süreç ama tabi ki pandeminin araya  girmesi de işleyişi biraz sekteye uğrattı ama her şey olumlu bir şekilde gidiyor.. Adım adım bir tohum ekildi,  filizlenecek, büyüyecek, çiçek açacak ve meyve verecek. Tüm halkımız bilsin ki biz bu konuda üzerimize düşeni yapıyoruz. Amacımız tüm insanımız bütün hizmetleri buradan alsın diye büyük çaba sarfediyoruz..
ADALET BORA- Pandemi ile ilgili son noktayı koymak istiyorum. Kovide yakalanan bir insan tekrar pozitif çıkma ihtimalı var mı? Ben geçirdim bu virüs bir daha bana bulaşmaz diyebiliyor muyuz?
Prof.GÜNEŞ:. Evet oluyor. Bizim bir personelimiz tekrar kovid geçirdi . Yine ayakta geçirdi o personelimiz mesela.  Bunlar nadir görülen vakalar ama oluyor.  Türkiye’de bu anlamda çok fazla yok .. Ben geçirdim tamam bana bulaşmaz dememiz mümkün değil. Virüs  tekrar mutasyon geçirir. Bu virüs farklı bir virüs çünkü ve  ne yapacağını bilemiyoruz. O nedenle herkesin gerçekten dikkatli olması gerekiyor,  belki beş on gün sonra yeniden  farklı bir semptomu çıkacak onu bilemiyoruz. Bildiğimiz tek şey maske/mesafe ve hijyenden vazgeçmemek
ADALET BORA: Son veri ve vakalar durumun ciddiyetini koruduğunu gösteriyor. Darıca Farabi olarak olası kötü senaryolar için B planınız nedir?
Prof.GÜNEŞ:.Sağlık Bakanlığımız bu konuda elbette büyük çabalar sarfediyor ve durumun kontrol altına alınması için tüm sağlık çalışanları canla başla çalışıyor. Tabi olumsuz bir durum için de hazırlıklar her zaman var. Darıca Farabi Eğitim ve Araştırma hastanesi  olarak;  İhtiyaca göre yoğun bakım sayısını arttıracak kapasitemiz var. Zor durumda kaldığımızda yoğun bakım yatak sayısını arttırabiliriz. Bunu il Sağlık Müdürlüğü ile birlikte koordineli bir şekilde yapıyoruz. Zamana göre bazen haftalık planlama yapabiliyorsunuz. Sürekli aktif bir süreç yaşıyoruz.
ADALET BORA: Son olarak vatandaşlarımıza kovid mücadelesiyle ilgili neler söyleceksiniz?
Prof.GÜNEŞ:. İşi çok ciddiye almamız gerekiyor. gerçekten genç, yaşlı diye ayırt etmeden ağır seyredebiliyor. Genç hastalarımızın da ölümüne yol açabiliyor. Gribal enfeksiyonlarda eklenince durum ağırlaşıyor.. Bu işi ciddiye almamız gerekiyor. Biz sağlıkçılar olarak bize düşeni vatandaşlarda üzerine düşeni yapacak. Sonuçta birbirimize yardımcı olmamız gerekiyor. Birbirimize yardımcı olmasak bu savaşı kazanmayız. Sadece sağlıkçıların mücadelesiyle  bu bitmez. Hem vatandaş hem bu işin ön cephesinde olanlar birlikte çalışacak ki bu savaşı kazanalım..

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: Başhekim, Prof., Dr., Mustafa, Güneş, ile, pandemiyi, konuştuk,
Yorumlar
Haber Yazılımı