Beraat etti
Komutanlık duyurdu
Flaş.. Katliam gibi kaza
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

Anket şirketlerinin İstanbul tahminleri

Anket şirketlerinin İstanbul tahminleri
22.05.2019 / 09:18


İstanbul seçimi için DW Türkçe’ye değerlendirmelerde bulunan kamuoyu araştırma şirketleri, seçmenini sandığa götürmeyi başaran tarafın avantajlı olacağına dikkat çekiyor.

23 Haziran'da yeniden yapılacak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi için tahminlerde bulunan kamuoyu araştırma şirketleri, AKP'nin önderliğindeki iktidar cephesini kazanmaya daha yakın buluyor.

Türkiye'nin en önde gelen kamuoyu araştırma şirketlerinin yöneticileri, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini iptal kararından bu yana geçen iki haftalık süreçte, her iki tarafın seçim stratejisini ve kampanyasını DW Türkçe'ye değerlendirdi.

Seçmeni sandığa götüren kazanacak

MAK Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Kulat, 31 Mart'ta oy veren seçmenin kanaatinde bir değişiklik olmadığına, bu nedenle sandığa gitmeyenlerin seçim sonuçlarını belirleyeceğine inanıyor.

MAK verilerine göre sandığa gitmeyen yüzde 17'lik bir kitlenin bulunduğunu hatırlatan Kulat, yüzde 10'un bu seçimde de doğal olarak sandığa gitmeyeceği ve kalan yüzde 6-7'lik oranın sonucu belirlemekte etkin olacağı kanısında.

ANAR Başkanı İbrahim Uslu da, seçmenini sandığa götürmeyi başaranın seçimleri kazanacağını ya da avantajlı olacağı görüşünde. Uslu, "Bu seçimde tepki olarak sandığa gitmeyen 1 milyon kişinin yarısı AK Parti seçmeni. AK Parti'nin sandığa gitmeyenleri, sandığa götürmeye çalışması anlamlı bir strateji. Geri kalan seçmen kitlesi diğer partilere dağıldığı için diğer partiler için bu kitleleri bulabilmek kolay değil. Kritik olan, bir önceki seçimlerde sandığa gitmeyenleri sandığa götürmek değil, 31 Mart'ta oy verenleri, yeniden sandığa götürmek" yorumunu yaptı.

Gezici Araştırma’nın yöneticisi Murat Gezici ise 31 Mart’ta sandığa gitmeyen seçmenin yüzde 60'dan fazlasının AKP'li olduğunu ileri sürerek, "Seçimin kaderini, mütedeyyin Kürtlerle, biraz muhafazakâr, milliyetçilik dozu yüksek, gelir düzeyi 2200 TL'nin altındaki seçmen belirleyecek" yorumunu yapıyor.

DW Türkçe'ye konuşan Gezici, CHP'nin "her sandığa bir avukat" söyleminin hatalı olduğunu belirterek, bu tutumun CHP'li seçmenin tatil rehavetine girmesine yol açacağını savundu.

ANAR Başkanı Uslu da Öcalan'a yönelik adımların HDP seçmeninin sandığa gitme motivasyonunu etkileyebileceğini savundu. İstanbul'da HDP'nin yüzde 13 oyu olduğunu varsayan ve 31 Mart seçimlerinde HDP seçmeninin yüzde 90'ının İmamoğlu'na oy verdiğini hatırlatan Uslu, bir puana denk gelen oranda HDP seçmeninin sandığa gitmemesinin muhalefet açısından 80 bin oy kaybına yol açabileceğini söyledi.

"Seçmen odaklı muhalefet lazım"

MAK Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Kulat, muhalefetin adayı Ekrem İmamoğlu'nun 31 Mart seçimlerinde kişisel olarak olağanüstü bir performans sergilediğini belirtiyor. Ancak bu tarihten sonra İmamoğlu'nun aynı performansı devam ettirmediğini kaydeden Kulat, "İmamoğlu'nun, mülayim dilini devam ettirerek, 18 günde ne yaptığından çok, bundan sonra ne yapacağına yoğunlaşır ve tek başına aday gibi devam ederse daha başarılı olacağı" görüşünde.

İmamoğlu'nun oy aldığı seçmenlerin çoğunun İYİ Parti ve HDP seçmeni olduğuna dikkat çeken Kulat, CHP'nin adayının kendisine oy vermeyen seçmenleri sandığa götürmek için bir neden oluşturması gerektiğini vurguladı. Bu nedenlerden birinin "mağduriyet" olduğunu ve bunu sosyal medya üzerinden işlediğini belirten Kulat, CHP adayının ve muhalefetin küçük partilerle pazarlıklar yerine seçmen odaklı bir stratejiye yönelmesi gerektiğini söyledi. Kulat, "Küçük partiler tabanlarına etki edemiyorlar. Şu anda seçmen odaklı çalışan bir muhalefete ihtiyaç var" dedi.

Murat Gezici ise, "Sandığın hukukunu ancak mahallede gezerek koruyabilirsiniz" diyerek, CHP'nin her sandığa bir avukat söyleminin kendi seçmenini rehavete yönelteceğini ileri sürdü.

Aslı Işık/Ankara © Deutsche Welle Türkçe


YAZARLAR