Muharrem İnce'den adaylık açıklaması
İSU Gebzeli  teyze ile ilgili açıklama yaptı
Aytun Çıray yalanladı
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

Düzgün kadınlar, düzgün adamları bulamıyor

Düzgün kadınlar, düzgün adamları bulamıyor
12.11.2018 / 07:20


Mehmet Y. Yılmaz / Hafta SonuAçık istihbarat kaynaklarından öğrendiğime göre (yani Onur Baştürk) Sıla’nın şiddete maruz kaldığının ortaya çıkmasının ardından, İstanbul’un popüler mekanlarında kadınlar arasında en çok şu soru soruluyormuş:

“Tıpkı Sıla gibi hep yanlış adamlara mı aşık oluyoruz?”

Onur’un yazdığına göre bu soru ortaya atıldığında bazıları sonuca hemen varıyormuş:

“Düzgün adam yok, sorun burada.”

Tabii her yerde olduğu gibi bu meselede de orta yolcular varmış: “Bizde de suç var, çoğu şeyi görmezden geliyoruz, hatta arıza da seviyoruz.”

Tarafsız gözlemci olarak ortamlara kulak kabartıp, bize aktardığı için Onur’a teşekkür ederek, onun yaklaşımını da sizlere aktarayım: “Yoksa aşkı algılama biçimimiz mi yanlış.”

***

Ortega y Gasset dostumuz, insanların sevgililerini seçimleriyle kendi karakterlerini de ortaya koyduklarını söylemişti.

Hep arıza birilerini seçiyorsak, acaba arızanın bizden başladığını mı düşünmeliyiz?

Burada ikinci grup orta yolcu kadınlar ile uzlaşıyor gibiyiz.

Hep arızalıları buluyorsak, arızalılar da bizi buluyorsa, bizde de biraz arıza olmalı!

O zaman şunu da söyleyebiliriz: Düzgün insanlar, düzgün insanları bulabiliyor, çünkü onlar düzgünler!

Kızmayın, ben sadece tarafsız gözlemci olarak burada bulunuyorum, basit mantık önermelerinden ilerliyorum.

Ama kendimizin 'eğri' olduğumuzu düşünerek yaşayamayacağımız için biliyoruz ki biz doğru insanız ama bize göre doğru insan ile bir türlü karşılaşamıyoruz.

Ama işin bir de şu yönü var ki onu da not etmek zorundayım: ‘Doğru kadını’ bulamayan erkek sayısı da hiç kuşkunuz olmasın, doğru erkeği bulamayan kadın sayısına denktir.

Psikolog Susanna McMahon’un ‘Terapistim Yanımda’ isimli bir kitabı var. (Çeviren: Nilüfer Kavalalı) İşte şimdi acı gerçeği sizlere McMahon’un kaleminden aktarıyorum:

“Başkalarıyla ilişkilerimizde genellikle kendimizle olan ilişkimizi yansıtırız. Güvensizsek, bizi sevmeyen insanlara âşık oluruz. Sevilmeyi hak ettiğimize inanmıyorsak, bizi seven insanlara yönelmeyiz. Hak ettiğimize inandığımız şeyler bizi çeker. Cezalandırılmayı hak ettiğimize inanıyorsak (bilinçaltı düzeyinde olsa dahi), yıkıcı birisini buluruz. Kendimizle ilgili ne hissediyorsak, bu ilişkilerimize yansır. Kendimizle ilgili olumlu ve hoş duygularımız varsa, kendileriyle ve bizimle ilgili iyi duygular besleyen insanlarla ilişkilerimiz olur. Olumsuzsak, ilişkilerimiz olumsuzluğu yansıtır. Sonuçta gerçekten ektiğimizi biçeriz.”

***

Evet dost acı söyler arkadaşlar, ne ekersek onu biçeriz.

Kabul ediyorum, yetiştirilme biçimimiz ve toplumsal geleneklerimiz nedeniyle biz erkekler bozulmaya, kendimizi kadınlara bir lütufmuş gibi görmeye mütemayiliz.

Neden böyle düşünürüz sebebi çok açık: Bizleri büyüten kadınlar yüzünden!

Onlar dünyanın en bulunmaz Hint kumaşı olduğumuza o kadar inanırlar ki sonunda o inanç biz erkeklere de geçiyor.

Şimdi diyeceksiniz ki “sen çok mu düzgünsün ki böyle atıp tutuyorsun?”

Doğrusunu isterseniz değilmişim gibi geliyor bana da. Ama çabalamadığımı kimse iddia edemez!

Mehmet Y. Yılmaz-t24.com.tr/


YAZARLAR