Belediye Başkanı istifa etti
Gazeteci Nuray Mert'e hapis cezası
Kılıçdaroğlu Gebze'de
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

Komünistlerle yolumu ne zaman ayırdım?

Komünistlerle yolumu ne zaman ayırdım?
15.01.2018 / 15:52


HABERPİ/CENGİZYÜCAK  1970'li yıllada Türkiye'nin Serhat şehri Kars'ın Komünist Rusya'ya en sınır komşu ilçesi olan ve o zaman Kars'a şimdi ise Ardahan'a bağlı sınır ilçesi Çıldır'da lise öğrencisi iken "Ruslar tıpkı Bulgaristan, Romanya ve Polonya gibi Türkiye'yi de işgal edip Komünist yapacak" tezinden ürkerek "Tanrı Türk'ü korusun" sloganı ile bizleri örgütlemeye çalışan lise öğretmenimiz Rahim hocanın yol göstericiliğinde "Yeniden Milli Mücadele" çatısı altında toplandık ve "Pınar" dergisine abone olarak Ülkücülüğe yelken açtık..

1973'lü yıllarda CHP'nin başına gazeteci Bülent Ecevit geçip CHP'yi emekten yana sol çizgiye çekince teyze kızı Melahat ablama "Bu Ecevit'de nereden çıktı, nedir bunun niyeti" diye sorunca o da bana saatlerce Türkiye'de ki "emek-sermaye çelişkisi"ni anlattıktan sonra "ne ezilen ne ezen/insanca hakça bir düzen" diye Ecevit'in sloganı ile anlatımını bitirdi..

Köy Enstitüsü mezunu aydın bir öğretmenin çocuğu olduğum için çok sıcak gelmişti bana bu "ne ezilen ne ezen/insanca hakça bir düzen" sözleri..

Derken kendimizi bir anda Ecevit çizgisinde buluverdik..

"Ne ezilen ne ezen/insanca hakça bir düzen"in hayata geçmesinin sadece "Komünist Düzen"de gerçekleşebileceği fikriyatına inandığımızda da madem "hakça bir düzen vaat ediliyor o zaman biz de Komünist olalım bari" dedik..

Ve Komünist olduk..

1977 yılında Üniversiteye kayıt olduğumuzda "Komünist" idik..

Bir Komünist olarak Faşizme karşı mücadelemize burada da devam ettik..

Lakin arkadaş ve gurup sohbetlerimizde "Din egemen güçler tarafından milleti uyuşturmak için kullanılan bir araçtırr" sözlerini duyunca bayağı bir irkildim..

İrkildim çünkü günün beş vakti başları secdeden kalkmayan rahmetlik Hacı Dedem ile ninem ve annem de CHP'ye oy veriyordu, o günler için Cumadan cumaya ve şimdi her vakit namaz kılan öğretmen Babamda..

Kaldı ki namazımızı kılamazsak dahi o güne kadar orucumuzu eksiksiz tutmuştuk..

Burada bir terslik vardı..

Emeği savunmak ve haksızlıklara karşı çıkmak ile "Din"in ne alakası olabilirdi?

İnsanlara haksızlık yapan din değil, başka insanlardı..

İslam dininin hiç bir öğretisinde de "haksızlık, hırsızlık, yolsuzluk yapın" ve "emeği dibine kadar sömürün" demiyordu..

Tam tersi kendi özel işlerinde devletin mumunu dahi yakmayan ve yakan mumu dahi söndüren Halife Hz. Ömer'in adaleti örnek gösteriliyordu insanoğluna..

Kuşku düşmüşte ya akla ve yüreğe bir kere..

Peşine Komünist bir kız arkadaşım bir gün bana "Cengiz neyi hayal ediyorum biliyor musun" diye sorduğunda "neyi" dedim ve "Bir sabah uyandığımda Sovyetlerin barış uçaklarının Türkiye semalarında uçtuğunu ve faşizmi yok ederek Komünizmi getirdiğini" cevabını almış ve tam şok olmuştum..

"Islah olmaz bu yürek burada" dedik ve "Din" konusunda yol ayrımına girdiğimiz Komünist arkadaşlarımızla medeni bir şekilde yolumuzu ayırdık..

Gerçi Gebze'de hakkımızda çok yazan oldu ya "koltuğunun altında gazeteye sarılı namazlık ile camiye giden solcu gazeteci Cengiz Yücak" diye ama biz aldırmadık..

Şimdi neredeyim?

Haksızın, hırsızın, yolsuzun yine karşısındayım..

Hak, hukuk, adalet yolundayım..

Tam Bağımsızlığın sembol ismi Atatürk'ün izindeyim..

Partim mi?

Partim falan yok..

kendime münhasırım..

Peki bu yazıyı bugün niye yazdım?

Bugün pazar ya..Hafta sonu yani rahat bir günde serbest yazı daha iyi gitmez mi?

NOT: Türkiye'nin Sovyetler tarafından işgaline sıcak bakan o günün Komünist Partilileri ile bugünün Komünistleri arasında dünyayı okuma açısından çok fark var. Bugünün Komünistleri de artık Atatürkçlüğün bağımsızlık olduğunu savunuyorlar. Tunceli'nin Ovacık ilçesindeki Komünist Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu'nun hayata geçirmeye çalıştığı "belediyeyi halk ile birlikte yönetme" anlayışı ise takdire şayan..


YAZARLAR